Bankacılık sektöründe takip riski taşıyan krediler hızla büyürken yapılandırma da rekor seviyeye çıktı.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verileri, bankacılık sektöründe kredi kalitesine ilişkin dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Mart 2026 itibarıyla toplam krediler yıllık bazda yüzde 42 artarak 24,7 trilyon liraya yükselirken, takipteki alacak olma riski taşıyan yakın izlemedeki krediler yüzde 57 arttı.
Yakın izlemedeki kredilerin toplam tutarı 2 trilyon 293 milyar liraya ulaşırken, bu kredilerin yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması da hız kazandı.
YAKIN İZLEMEDEKİ KREDİLER 2,3 TRİLYON LİRAYA DAYANDI
TBB verilerine göre bankacılık sektöründe birinci grupta yer alan standart krediler Mart 2026’da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40, 2025 sonuna göre ise yüzde 7,3 arttı. Standart kredilerin toplam tutarı 21,66 trilyon liraya yükselirken, toplam krediler içindeki payı yüzde 88 oldu.
İkinci grup olarak tanımlanan yakın izlemedeki kredilerde ise çok daha hızlı bir artış yaşandı.
Makroekonomik koşullar, borçlunun faaliyet gösterdiği sektördeki gelişmeler veya borçlunun ödeme gücü ve nakit akışındaki olumsuzluklar nedeniyle yakından takip edilen krediler, yıllık bazda yüzde 57 arttı.
Bu kredilerin toplamı 2025 sonuna göre yüzde 13 artışla 2 trilyon 293 milyar liraya çıktı. Böylece yakın izlemedeki kredilerin toplam krediler içindeki payı da yüzde 9,3’e yükseldi.
Birinci ve ikinci gruptaki canlı kredilerin toplamı ise 23,96 trilyon lira seviyesinde bulunurken, bu krediler toplam kredilerin yüzde 97’sini oluşturdu.
YAPILANDIRMADA 4 YILIN ZİRVESİ
Bankacılık sektöründe dikkat çeken bir diğer gelişme ise yeniden yapılandırılan veya yeni bir itfa planına bağlanan kredilerde yaşandı.
TBB verilerinden yapılan hesaplamaya göre söz konusu kredilerin tutarı 2025 sonuna göre yüzde 15,8 artarak 1 trilyon 276 milyar liraya ulaştı.
Bu kredilerin yüzde 94,2’sini yakın izlemedeki krediler oluşturdu.
Yeniden yapılandırılan veya yeni bir itfa planına bağlanan kredilerin toplam krediler içindeki payı ise Mart 2026 itibarıyla yüzde 5,2’ye yükseldi.
Bu oran 2025 sonunda yüzde 4,8, 2024 sonunda yüzde 4,6, 2023 sonunda ise yüzde 4,5 seviyesindeydi.
Böylece bankacılık sektöründe yakın izlemedeki kredilerin yeniden yapılandırılmasının toplam kredilere oranı son 4 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
TAKİPTEKİ ALACAKLAR DA HIZLA YÜKSELDİ
Bankacılık sektöründe 3, 4 ve 5. gruplarda yer alan, tahsil imkanı sınırlı, tahsili şüpheli ve zarar niteliğindeki krediler de arttı.
Bu kapsamdaki krediler 2025 sonuna göre yüzde 17,6 artarak 648 milyar liraya yükseldi.
Böylece takipteki alacak oranı yüzde 2,6 seviyesine çıktı. Bu oran, 2021 yılında görülen yüzde 3 seviyesine yaklaştı.
Takipteki alacak bakiyesi geçen yılın mart ayına göre ise yüzde 95,77 arttı. Geçen yıl mart ayında 331 milyar lira olan bakiye, bir yılda neredeyse iki katına çıktı.
TAKİPTEKİ KREDİLERDE YAPILANDIRMA SINIRLI KALDI
Takipteki alacaklara yönelik yeniden yapılandırma veya yeni bir itfa planına bağlama işlemleri ise yakın izlemedeki kredilere kıyasla sınırlı kaldı.
Bu kapsamda yalnızca 75 milyar liralık bakiye değerlendirildi.
Bankacılık sektörünün genel karşılık olarak ayırdığı tutar 361 milyar lira olurken, genel karşılıkların yakın izlemedeki kredilere oranı yüzde 16 olarak hesaplandı.
Söz konusu oran önceki yıllarda yüzde 20’nin üzerinde bulunuyordu.
Bankaların yakın izlemedeki kredileri yeniden yapılandırması veya yeni itfa planlarına bağlaması, bu krediler için ayrılan karşılık oranının da gerilemesine neden oldu.
VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİNE SATIŞ ARTTI
Bankacılık sektöründe tahsili gecikmiş alacakların yüzde 76’sı oranında özel karşılık ayrıldı.
Ancak son dönemde tahsili gecikmiş alacakların varlık yönetim şirketlerine satışının artması, bu oranın önceki yıllara göre daha düşük kalmasında etkili oldu.
Veriler, bankacılık sektöründe toplam kredi hacmi büyürken, ödeme güçlüğü yaşama ihtimali bulunan kredilerdeki artışın da hızlandığını ortaya koydu. Özellikle yakın izlemedeki kredilerin 2,3 trilyon liraya yaklaşması ve yapılandırılan kredilerin toplam krediler içindeki payının yüzde 5,2’ye çıkması, kredi kalitesindeki gelişmelerin yakından izlenmesini gerektiren başlıklar arasında öne çıktı.






