“YÜCE TÜRK YARGISI, BRÜKSEL SALONLARINDA YAZILAN RAPORLARIN HİMAYESİNDE KARAR VERMEZ”
Avrupa Parlamentosu’nun 2025 yılı Türkiye Raporu hakkında konuşan Bahçeli, “Bu rapor bağlayıcı olmayabilir. Fakat taşıdığı siyasi niyet bakımından üzerinde dikkatle durulması gereken bir belgedir. Raporun en vahim bölümlerinden biri de yargı gücümüzü abluka altına alma teşebbüsüdür. Türkiye’nin yargı erkine uzatılmış arsız, sapkın ve umarsız dalalet dili sıradan bir eleştiri kapsamında yorumlanamaz. Devam eden yargı süreçlerini siyasi saiklerle yorumlamak, bağımsız Türk mahkemelerini yönlendirmeye kalkmak vesayet hevesidir, tahakküm arzusudur. Yüce Türk yargısı, Brüksel salonlarında yazılan raporların himayesinde karar vermez. Türkiye Cumhuriyeti, dış aktörlerin tehdit, telkin ve terbiye imalarıyla yüzü Batı’ya çevrilip hizaya getirilemez. Herkes ayağını denk alacak, haddini bilecek, yerini iyi belleyecek. Bize sınır ötesinden ayar vermeye kalkan her kim varsa Türkiye Cumhuriyeti’nin hürriyetine ve egemenliğine yan gözle bakmamayı öyle ya da böyle öğrenecektir. Avrupa Parlamentosu raporunda hepimizin yetiştiği o kutlu ocağa, göz aydınlığımız, gönül ferahlığımız olan Ülkü Ocaklarımıza yönelen ifadeler de eski bir husumetin yeni kılığa sokulmuş halidir. Bu mesele yeni değildir. Dün Washington’da Ülkü Ocakları aleyhine dosya açmaya çalışanlar vardı. Bugün Brüksel’de aynı karalama faaliyetini rapor satırlarına iliştirenler vardır. Dün ABD Temsilciler Meclisi’nde, 2022 tarihli Ulusal Savunma Yetki Yasası’nın içine Ülkü Ocakları’nın terör örgütü olup olmadığının araştırılmasını öngören izansız bir madde sıkıştırılmak istenmiştir. O gün Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığımız da bu girişimi esefle karşılamış; bunun asılsız ithamlarla örülmüş, köklü müttefiklik hukukuna yakışmayan, Türkiye karşıtı lobilerin Avrupa’da da sahnelediği yanlı bir teşebbüs olduğunu açıkça ilan etmiştir” dedi.
“ÜLKÜ OCAKLARI, AVRUPA KAMUOYUNDA HEDEF TAHTASINA OTURTULMAK İSTENMEKTEDİR”
Türk milliyetçiliğini kriminalize etme, Türk gençliğini milli ve manevi değerlerinden kopartıp köksüzleştirme gayretlerinin farkında olduklarını söyleyen Bahçeli, “Devlete sadakati görev bilen, bayrak ve vatan sevgisini yüreğinden eksik etmeyen, teröre karşı elif gibi dimdik duruşunu koruyan Türk gençliğinin biricik yuvası olan Ülkü Ocakları, Avrupa kamuoyunda hedef tahtasına oturtulmak istenmektedir. Bilinsin ki Ülkü Ocakları, Türk milletinin üç bin yıllık yürüyüşünü genç yüreklerde diri tutan; irfanı imanla, cesareti ahlakla kavuşturan kutlu bir mekteptir. Ülkü Ocakları; dik başlı değil, başı dik Anadolu çocuklarının yurdudur. Ülkü Ocakları’nda Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmeti, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ilmi, Dede Korkut’un bilgeliği vardır. Ülkü Ocakları’nda Bilge Kağan’dan Kürşat’a, Sultan Alparslan’dan Fatih’e, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’e uzanan büyük Türk yürüyüşünün ayak izleri vardır. Dünkü Washington merkezli küresel şer lobilerinin de bugünkü Brüksel’in husumet cephesi de bu hakikati örtemeyecektir” diye konuştu.
“ABD İLE İRAN ARASINDA MÜZAKERE KAPISININ AÇIK TUTULMASINI OLUMLU BİR GELİŞME OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ”
ABD ile İran arasında varılan 14 maddelik mutabakatı değerlendiren Bahçeli, “Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, deniz ablukasının kaldırılması, İran’ın nükleer stoklarına ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gözetiminde yürütülecek seyreltme ve bertaraf süreci, dondurulmuş fonlar, Lübnan dahil cephelerde askeri operasyonların durdurulması ve nihai anlaşma için takvim belirlenmesi gibi başlıkları kapsamaktadır. Ancak ABD Kongresi’nde bu mutabakata yönelen itirazlar da göstermektedir ki, ABD siyasetinin kendi içinde bile netleşmemiş, çalkantılı ve hesaplı bir zemini vardır. Uluslararası dünyanın tüm bu keşmekeşine rağmen ABD ile İran arasında müzakere kapısının açık tutulması ve İsviçre’nin ev sahipliğinde mutabakat görüşmelerine başlanmasını; Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin, deniz ablukasının kaldırılmasının ve Lübnan sahasında ateşin durdurulmasının konuşulmasını dikkatle izliyor, insanlığın huzuru adına olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının mutabakat sürecini gölgelediği, İran tarafının bu saldırıların devamı hâlinde müzakerelerin durabileceği yönünde açık uyarıda bulunduğu görülmüştür” dedi.