Anasayfa / Günün Haberleri / Polisiye ve gerilim romanlarında neden hep kadınlar ölüyor

Polisiye ve gerilim romanlarında neden hep kadınlar ölüyor



İngiliz basını, yıllardır süren bu eğilimin nedenlerini mercek altına aldı. The Guardian’ın aktardığına göre, kadın kurban figürü, yeni bir edebiyat tercihi değil. İskoç yazar Denise Mina, 18. yüzyılda Londra’da satılan suç hikâyelerinin bile “genç, güzel ve masum kadın” kurbanlar etrafında kurgulandığını hatırlatıyor. Bu gelenek, İngiliz hikâye, roman ve oyun yazarı. Daphne du Maurier’den günümüz ünlü Amerikalı gerilim ve gizem romanları Gillian Flynn’in Gone Girl romanına kadar uzanarak günümüze taşındı.

GERÇEK HAYATLA BAĞLANTISI VAR

The Times’a göre bu tercihin nedeni yalnızca, ticari başarı değil. Gerilim romanlarında cinayetler çoğunlukla aile içinde, eşler veya yakın çevrede işleniyor. Bu da gerçek yaşamla örtüşüyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde kadınlar çoğunlukla aile içi şiddetin hedefi oluyor ve ortalama her 10 dakikada bir kadın, bir yakını tarafından öldürülüyor.

OKURLAR KORKULARIYLA YÜZLEŞİYOR

Akademisyen Alison Taft’a göre kadın cinayetlerini tamamen edebiyatın dışına itmek, gerçek bir toplumsal sorunu da görünmez kılmak anlamına gelebilir. Eleştirmen Laura Wilson ise aile gerilimlerinin başarısını, insanların gerçek hayattaki korkularıyla yüzleşme isteğine bağlıyor.

Amerikalı kriminolog Scott Bonn da özellikle kadın okurların bu romanlarda, tehlikeli davranışları tanımayı ve kendilerini koruyabilecek ipuçlarını aradığını savunuyor.

“ÇAĞIMIZIN TOPLUMSAL ROMANLARI”

Suç romanı yazarı Lori Rader-Day, polisiyeleri “çağımızın toplumsal romanları” olarak tanımlıyor. Ona göre bu hikâyeler, gerçek hayatta çözülemeyen korkuların kurgu içinde çözüme kavuştuğu, güvenli bir alan sunuyor. Yaklaşık 400 sayfa sonunda suçlu yakalanıyor ve düzen yeniden kuruluyor; gerçek yaşamda ise bunun garantisi bulunmuyor.

TARTIŞMA BİTMİYOR

Kadınlara yönelik şiddet içermeyen gerilim romanlarını ödüllendirmek amacıyla verilen Staunch Kitap Ödülü de tartışmaları sona erdirmedi. Bazı yazarlar ödülü “gerçekleri görmezden gelmek” olarak eleştirirken, psikolojik gerilim yazarı Sophie Hannah, edebiyatın kötülüğü anlatabilmesi ve onunla yüzleşebilmesi gerektiğini savunuyor.

Odatv.com

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir